Acıyı Bal Eylemek

Bu kitap için heyecanla postacı beklediğim çocukluğumdaki gibi kargocu bekledim.

Sıklıkla hemen ertesi gün teslimat yapan bir firmayla, şaşırtıcı bir şekilde 15 günde elime ulaştı, acıyı bal eylemek kolay değilmiş 🙂

Hasan Hüseyin’i daha önce duymuştum ama şiiriyle ilk kez karşılaştım.

Acıyı, kederi, öfkeyi sanki hakkında söz söylemesi çok kolay şeylermiş gibi anlatıyor. Basit, yalın ve gündelik. Çok tanıdık ve çok gerçek bir yerden. Diyor ki mesela:

“halkı göçmüş bir obaydım o akşam.”

Ya da bir başka dizesi:

“açmasa olmayacak çiçekler gibi direndik.”

Okurken neredeyse her bir dizenin altını çizmek istedim, bir yerde karşımda duran kapıya bakıp hemcinsine yazılan kapı şiiriyle kaldım:

“neler düşünüyordu karşıdaki yapı

bu kapı neden konuşmuyordu“

Sanki Hasan Hüseyin için her şey şiir olabilir. Her şey hakkında yazılabilir. Ahlar, vahlar, oylar, duygusu bilinmeyen bu nidalar, içleri doldukça acının taşıyıcısına dönüşebilirler. Hissetmesi, düşünmesi ve tabii tarif etmesi zorlu olan duyguları yazarken onları bir şehre, bir organa, bir obaya dönüştüyor adeta. Görülebilir, dokunulabilir şeyler oluveriyor duygular.

Haikuları çok severim. Belki Hasan Hüseyin’le tanışıklığımdan memnun olmam da benzer bir yere dayanıyor:

Az sözcükle çok şey söylemeleri.

“mutluluğu hiç görmedim ama tanıyorum yokluğundan” diyor bir yandan, bir yandan gençlerin kuytularda öpüşmesinden, marulun vaktinin geçmesinden, karpuzların kızarmasından söz ediyor.

Onun şiirlerinde hayat, tüm sıradanlığıyla devam ediyor. Mevsimler değişiyor, meyveler olgunlaşıyor, insanlar öpüşüyor, kapılar kapanıyor. Bir şeyler oluyor.

Acıyı Bal Eyledik’i okudum.

Taziye lokmalarını hatırladım. 

Sıcak, altın rengi, yumuşak ve tatlı.

Acıyı, yası belki de bal eyleyen.

*Karikatür, Umut Sarıkaya.