<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>arkadaşlık &#8211; Nazlı Özkan</title>
	<atom:link href="https://nazliozkan.com/tag/arkadaslik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://nazliozkan.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2026 16:07:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://nazliozkan.com/wp-content/uploads/2023/08/cropped-Back-2-32x32.png</url>
	<title>arkadaşlık &#8211; Nazlı Özkan</title>
	<link>https://nazliozkan.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Kötü Arkadaş: Kadın Arkadaşlığının Yüzyılı&#8221;</title>
		<link>https://nazliozkan.com/kotu-arkadas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nazlı Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2026 15:56:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kötü arkadaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://nazliozkan.com/?p=2017</guid>

					<description><![CDATA[Kitapçılarda gezip yeni keşifler yapmayı severim. Ama bu kitabı ben satın almadım. Arkadaşlıkları anlamlandırmaya çalıştığım bir dönemde bana bir arkadaşım tarafından armağan edildi. Birkaç ay elimde durdu. Okumaya direndim diyemem ama biraz geciktirdiğim kesin. Tiffany Watt Smith de kendi arkadaşlıkları üzerine kafa yorduğu bir dönemde, “arkadaşlığa yazılmış alışılmadık bir aşk mektubu” olarak nitelediği Kötü Arkadaş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kitapçılarda gezip yeni keşifler yapmayı severim. Ama bu kitabı ben satın almadım. Arkadaşlıkları anlamlandırmaya çalıştığım bir dönemde bana bir arkadaşım tarafından armağan edildi. Birkaç ay elimde durdu. Okumaya direndim diyemem ama biraz geciktirdiğim kesin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tiffany Watt Smith de kendi arkadaşlıkları üzerine kafa yorduğu bir dönemde, “arkadaşlığa yazılmış alışılmadık bir aşk mektubu” olarak nitelediği <em>Kötü Arkadaş</em> üzerine çalışmaya başlıyor. Arkadaş kayıpları yaşarken ne olduğunu anlamak için tarihe bakayım derken kendini arkadaşlıkla ilgili yazılmış kitapların, filmlerin içinde buluyor. Ve romanlarda, dizilerde bizi dostlukların hep aynı yoğunlukta devam etmesi gerektiğine inandırdıklarını fark ediyor. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Romantik ilişkilerde mükemmel bir partner olmadığını, ilişkinin karşılıklı kurulan bir yapı olduğunu ve zaman zaman şiddetli rüzgarlara maruz kalacağını biliriz. Oysa arkadaşlığa ilişkin fikirlerimiz çoğu kez yüceltilen, çok yakın ve ömür boyu süren arkadaşlıklara dair. Hal böyle olunca da ne yaparsak yapalım “kötü arkadaş” oluveriyoruz. Elbette ki her zaman orada olacak, konuşmadan anlayacak, her şeyi her zaman sunabilecek bir arkadaş pek de gerçekçi bir fikir değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arkadaşlık daha çok deneyimle oluşan bir şey belki de. Biz değişiriz. Yaşadığımız pek çok şey belki yavaş yavaş belki de aniden bizi değiştirir. Bu değişimlerin arkadaşlarımızla ilişkimizi değiştirmesi de çok olası. Buradan bakınca arkadaşlıklar, biz değiştikçe değişmelidir diyor Tiffany. Şöyle de bir arkadaşlık tanımı ekliyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Arkadaşlığımız hayatlarımız ve deneyimlerimiz farklılaştıkça dağılmayacak kadar dirayetli, esnek ve değişimlere ayak uyduracak kadar büyük olmalıdır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Arkadaşlar bir nevi tanıklarımız, tıpkı günlükler gibi. Rebecca Solnit şöyle söylüyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Onlar kendinizi bilmenizi ve hatırlamanızı sağlayan araçlardır ve siz de onlar için öylesiniz. Cam bulanıklaşabilir ve pusula artık kuzeyi göstermeyebilir ama yine de birbirimizin hikâyesinin parçasıyız ve hep öyle de olacağız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki ama nasıl? Bildiğimizin, öğrendiğimizin ötesinde bir arkadaşlık kurmak nasıl mümkün olur?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Winnicott, “yeterince iyi anne (ilk bakım veren)”yi tanımlarken sıradan bir şekilde özverili, sıklıkla hayal kırıklığına uğratan ve gerçekçi bir ebeveynden söz ediyor. Yeterince iyi arkadaş da böyle bir şey olmalı. Her zaman orada olan, her zaman anlayan, hiç hayal kırıklığına uğratmayan biri değil. İlişkinin hayal kırıklıklarını da taşıyabildiği biri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani hem farklılaşıp hem de bağlantıda kalabileceğim, özerkliğimi yansıtan ve karşımdakinin tekilliğini azaltmayan bir ilişki.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şeye rağmen arkadaşlıklar bitiriyor ve burada Virginia Woolf’un sözleriyle bitirmek iyi geliyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Dostlar yitirdim kimilerini ölümle,</p>



<p class="wp-block-paragraph">kimilerini caddede karşıdan karşıya geçmekteki düpedüz beceriksizlikle.”</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kapak fotoğrafı: Mikail Güloğlu, <em>Nautexis</em>, Taksim Sanat, Temmuz 2026.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
